Kendi gerçeğimin resmini yapıyorum. Frida Kahlo
Sanat eğitimi almış (benim gibi), tüm dünyanın eserlerini ve kendilerini çok çok iyi tanıdığı, kadın sanatçıların
hayatlarına dokunan filmler ve kitaplar. Uzun zamandır (sanırım lise
hazırlıktan beri aldığım sanat eğitimi sayesinde; sanat tarihi, felsefe ve
psikoloji derslerinin de etkisiyle) merakla okuduğum, araştırdığım sanatçıları,
yaratıcılık güçlerini ve ara ara, tarafsız bir şekilde sizlerle paylaşma
çabasındayım. Camille Claudel, Frida Kahlo, Edie Sedgwick ve Marina Abramovic
bu sanatçılardan sadece bir kaçı. Bu kadınlar farklı yüzyıllarda yaşamalarına
rağmen aşağı yukarı aynı tutku ve aşk ile sarılmışlar, sanata ve erkeklerine. Aşağıda 3 sanatçı için (Camille - Heykeltraş, Frida - Ressam ve Edie - Aktris, Model, Superstar) okuduğum kitaplardan, gezdiğim müzelerden, ve google' dan yaptığım araştırmalarla özetlediğim kısacık bilgiler bulacaksınız.
Camille Claudel, ünlü heykeltraş Rodin' in
öğrencisi, ilham kaynağı, modeli ve büyük yasak aşkı... Aslında bilinenin
aksine Rodin evli değilmiş, hizmetçilerinden biri ile garip bir ilişkisi varmış
ve bu sebepten herkes kadını Rodin' in eşi sanıyormuş. Oldukça başarılı, çapkın
ve yaşlı sanatçının yanına çırak olarak, eğitim almak için gönderilen Camille
Claudel çok varlıklı bir ailenin kızıymış. Rodin' in kıza olan aşkı öyle
beslemiş ki yaratıcılığını başarısına ve ününe ün katmış. Camille Claudel
yetenekli, zeki, ve çalışkan bir çırak olduğu için ''boynuz kulağı geçmiş'' bu
durumda ortaya çıkan (dönemin erkek egemen olması ve toplumsal baskılar)
sanatçının egosu sebebiyle bebeklerini aldırırken bile yalnız bırakmak
suretiyle terk etmiş sevgilisini Rodin. Sonrasında Camille Claudel henüz 29
yaşındayken, ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılmış ve hayatının son
30 yılını akıl hastanesinde geçirmiş. Isabelle
Adjani ve Gérard
Depardieu' nün oynadığı filmi şiddetle tavsiye ediyorum. Henrik Ibsen'
in yazmış olduğu henüz okumadığım ama önemli olduğunu düşündüğüm ''Biz ölüler
uyanınca'' kitabını da listelerinize ekleyin bence.
(8 Aralık 1864 - 19 Ekim
1943)
Duygusuz yavan insanlar.
Bu benim ruhum en kutsal varlığım...
Bunlar çalışma saatleri. Ruhumun yandığı saatler.
Siz yiyip içerken, dalga geçerken, oburca tıkınırken, ben heykelimle yalnızdım..
Bu benim ruhum en kutsal varlığım...
Bunlar çalışma saatleri. Ruhumun yandığı saatler.
Siz yiyip içerken, dalga geçerken, oburca tıkınırken, ben heykelimle yalnızdım..
Ve yavaş yavaş akan benim hayatımdı..
Bu toprağın derinliklerine kanımı akıtıyordum..." Camille Claudel
Bu toprağın derinliklerine kanımı akıtıyordum..." Camille Claudel
![]() |
| Auguste Rodin & Camille Claudel |
![]() |
| Auguste Rodin |
![]() |
| Camille Claudel |
Yapı Kredi yayınlarının kısacık bir kitabı var Frida Kahlo için hazırlanmış, okuması kolay ve keyifli... Filmi de aynı şekilde etkileyiciydi, Salma Hayek oynamıştı sanırım. Çocukluğundan itibaren bir dizi sağlık sorunu yaşayan Frida' nın, hayatı boyunca süren tedaviler, ameliyatlar, hayal kırıklıkları yaratıcılığını daha da beslemiş. Çocuk felci yüzünden sakat kalan sağ bacağı. okuldan eve dönerken geçirdiği tramway kazasında sağ kalçasından girip omurgasını dağıtan bir araz bırakmış. Defalarca ameliyat olan, çelik korselerle ayakta durabilen, sağlığı izin vermediği için ilk çocuğunu aldırmak zorunda kalıp, üzerine iki kez hayatı pahasına hamile kalıp düşürmüş. İşte tüm bu acılarını sanat eserlerinde hayranlıkla izlediğimiz Frida, aynı acılara dayanabilmek için aldığı ağrı kesicilerin müptelası olmuş. Diego Rivera' ya olan aşkı hayatının anlamıydı. Bunu şu şekilde tanımlar sanatçı; '' Hayatımda geçirdiğim iki ağır kaza var. İlkinde tramway beni ezip geçti, diğer kaza ise Diego' dur.'' .
Frida ve Diego,
aşklarının boyutu sebebiyle yaşadıkları fırtınalı hayatları boyunca birbirini
aldatmış. Diego Rivera hali hazırda çapkın olan karizmatik sanatçı, evlendikten
sonra da durulmamış. Önceleri bunu sıkıntı haline getiren Frida, daha sonraları
bir arkadaşına alıştım artık ve eskisi kadar sorun çıkartmıyorum bu konuda
demiş. Bir ara Diego' nun ilgisizliği sebebiyle Frida da ilişkiler
yaşamış, hatta bu isimlerden bir tanesi hepinizin tanıdığı Troçki ' imiş. Bir
dönem boşanan Frida ve Diego daha sonra yeniden evlenmişler ve Frida' nın
ölümüne kadar birlikte yaşamışlar. (06.07.1907-13.07.1954)

Edie Sedgwick' in Andy Warhol' a olan aşkı ise bambaşka bir hikaye... The Factory Girl filmi bu ilişkinin bir kısmını anlatır durumda. Baş rollerini (Edie)Sienna Miller ve (Andy) Guy Pearce paylaşıyorlar. Güzel sanatlar eğitimi almış, Massachusets' de yaşayan soyu İngiliz kraliyet ailesine dayanan, zengin baskıcı bir ailenin, partileri çok seven kızı Edie Newyork' a Holly Golightly olmak için gider. NY' da modellik yapmaya başlayan ve yoğun bir şekilde alkol kullanan Edie, katıldığı bir partide genç ve yeni keşfedilen bir sanatçı olan, Andy Warhol' un dikkatini çeker. Andy, güzelliğinden, enerjisinden ve ışığından çok ama çok etkilenir Edie' nin. O partide; güzel ve zeki Edie' ye O'nu Holly Golightly gibi bir yıldız yapacağına dair söz verir. Bunun üzerine birlikte Andy' nin The Factory dediği sanat atölyesinde birlikte çalışmaya başlarlar. Andy' nin yeteneğine, sanatına ve daha sonraları kişiliğe olan aşkı Edie' yi, Andy' e devamlı finansal destek sağlamak ve onun Super star' ı (Yıldız oyuncu) olmak için motive etmektedir. Atölyedeki diğer çalışanlardan bazılarının uyuşturucu kullanımı ve Edie' nin merakı çok da iyi olmayan sonun başlangıcı olur. Erkek arkadaşı (Edie erkek arkadaşı olarak görse de, bu durum Bob Dylan tarafından tanışıklık olarak tanımlanmaktadır.) Bob Dylan - Billy Quinn filmdeki adı ile- ile Andy sebebiyle sık sık kavga eden Edie en sonunda; terk edilmek ve Bob Dylan' ın kız arkadaşım dediği Sara Lownds ile gizlice evlenmesi sonucu daha da depresyona girer. Hatta filmden bir sahnede Bob Dylan ' You are a prop to him, you are disposable. Baby, He' s gonna kill you!' diyecektir. Andy' nin kıskançlığı(hastalıklı bir şekilde Edie' yi ve sevgilisini kıskanmaktadır), kibiri, sanatçı egosu, bencillliği, tüketim hızı ve ilgisizliği sebebiyle artan uyuşturucu kullanımı sonucu, bağımlı olan Edie ışığını kaybetmektedir. Edie yok olmaya başladıkça Andy daha da uzaklaşacaktır... Bildiğiniz üzere Andy Warhol Pop-Art dediğimiz sanat akımının babası ve aynı zamanda kapitalizmin (tüketim toplumu) sıkı destekçisidir. Edie; Andy Warhol ile olan ayrılığı kaldıramaz, alkol ve uyuşturucu kullanımı ile daha da agresif bir hayat yaşamaya başlar. İnişli çıkışlı aşk hayatı sebebiyle kendine daha da zalimce davranır, sonraki dönemde alkol ve uyuşturucu tedavileri ile devam eden kısacık bir ömür. Bir sabah henüz 28 yaşındayken henüz 4 ay önce evlendiği eşi Micheal Post' un yanında ölü bulunur. İntihar ettiği düşünülmektedir.
(20.04.1943 -16.11.1971)













Yorumlar
Yorum Gönder